Yazarımızın Özgeçmişi

kaderozlem@gmail.com

Yazının Word Belgesi Hali

BULGARİSTAN TÜRKLERİ GENEL
 

 

Genel Durum

Bulgaristan Balkan Yarımadası’nın güneydoğusunda bulunan 7,5 milyon nüfuslu bir Balkan, NATO ve Avrupa Birliği üye ülkesidir. Ülke nüfusunun yaklaşık 1 milyonunu teşkil eden Türkler, Bulgaristan’da azınlık olarak kaldıkları dönemde adeta ateşle imtihan edilmişler ve başarıyla bu imtihandan çıkmasını bilmişlerdir. Bulgaristan Türkleri ülkenin kuzeydoğusunda ve güneydeki Rodop Dağları etrafında yoğunlaştıkları görülmektedir. Ülkede Türklerin yanı sıra çeşitli azınlık gruplarının bulunduğunu da belirtmek gerekir.

Tarihsel Alt Yapı

Güney Rusya bozkırlarından 7. yüzyılın başlarından itibaren çeşitli nedenlerle göç eden ve Balkan Yarımadasına gelen Bulgarlar aslında Türk soyludurlar. Ancak yeni geldikleri bu bölgede Slav halkları tarafından asimile edilmişler, kültürel kimlik bakımından büyük çoğunluğu Slavlaşmıştır. Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda “iskân siyaseti” kapsamında Anadolu’dan çok sayıda Oğuz Türkü bölgeye yerleştirilmiştir.

Bulgaristan’ın 19. yüzyıldaki bağımsızlık isyanı esnasında ve müstakil bir devlet olması sonrası Türk azınlığa yönelik asimilasyon hareketlerine girişmişlerdir. Bulgaristan Türklerinin tarihi incelenirken hiç şüphesiz en önemli parametreler asimilasyon girişimleri ve bunun sonucu olan Göç olgusudur.

1877–78 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında prenslik haline gelen Bulgaristan, 1908 yılında tam bağımsızlığına kavuşmuştur. Bulgaristan’ın daha 93 Harbi sonrasındaki asimilasyon girişimleri yüz binlerce Türk’ün Anadolu’ya göç etmesine neden olmuştur. 93 Harbi ve Balkan Savaşları esnasında da çok sayıda Türk’e soykırım yapıldığı da belirtilmelidir.

1944’te ülkede Komünizmin kabul edilmesiyle bitmesi umut edilen facialar bitmemiş; aksine artarak devam etmiştir. Türk azınlık sistematik olarak takip edilen asimilasyon politikalarına kurban edilmek istenmiştir. Bulgaristan’ın her türlü insani değeri ve ikili-çok taraflı antlaşmaları hiçe sayarak böylesi bir girişimde bulunduğu göze çarpmaktadır. Türk isimlerinin Bulgar isimleriyle değiştirilmesi, dini vecibeleri yerine getirmenin engellenmesi, komünizm gerekçesiyle camilerin kapılarına kilit vurulması vb uygulamalar kültürel asimilasyona; Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlere yatırım yapılmaması ve Türkçe konuşanlardan zorla para alınması ekonomik anlamda izole edilmişliğe; bu uygulamalara itiraz edip başkaldıranların işkenceye maruz bırakılmaları ise fiziki yaptırıma açık birer örnek teşkil etmektedir. Bununla birlikte, Türkçe yayın organlarının zamanla kapatıldığını; Türkçenin de 1974’te eğitim müfredatından kaldırıldığını ve Türk azınlık okullarının tamamen ortadan kaldırıldığını görmekteyiz. Bulgaristan Türklerinin Anadolu’ya göçlerine bakıldığında, söz konusu göçlerin komünist dönemde yoğunlaştığı görülür:

1923–1939 yılları arasında 198.000,
1951 Göç’üyle birlikte 150.000,
1969–78 yılları arasında 130.000,
1989 Göçü ile 320.000 kişi Türkiye’ye göç etmiştir.

1989’da gerçekleşen Zorunlu Göç; 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da gerçekleşen en büyük kitlesel göç hareketi olma özelliğine sahiptir.

Tarihsel süreç içinde Türk azınlığın nasıl tanımladığına basit bir örnek: 1950’ye kadar Bulgaristan Türkleri ‘Türk Azınlığı’ şeklinde ifade edilirken, 1950–1965 yılları arasında ‘Türk Ahalisi’, 1965–1976 arasında ‘Türk Kökenli Bulgaristan Vatandaşı’, 1976 yılının akabinde ‘Bulgar Türkleri’ ve son olarak 1984 yılından sonra ‘Müslümanlaştırılmış Bulgarlar’ tabirleriyle Bulgaristan’daki Türk varlığının tanımı sıkça değiştirilmiştir. Günümüzde ise, “Anadili Bulgarca Olmayan Vatandaşlar” şeklinde ifade edilmektedirler.

1989 Sonrası Süreç ve Mevcut Sorunlar

1989 yılı Bulgaristan Türklerinin kaderinde de bir dönüm noktası olmuştur. Jivkov’un komünist diktatörlüğü Bulgaristan’da son bulurken, ülkenin genel durumunda geçici bir rahatlama olmuştur. Soğuk savaş dönemi sona ermiş, Bulgaristan demokratik hayatla tanışmış, hatta Avro-Atlantik kurumlara (AB-NATO) tam üye olmuşsa da Bulgaristan Türklerinin sorunları bitmemiştir.

Türkler demokratik dönemde partileşme sürecine girmişlerdir. Asimilasyon döneminde kurulan Türk Milli Kurtuluş Hareketi’nin devamı niteliğinde olan Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin yanı sıra birkaç Türk partisinin daha kurulduğunu görmekteyiz. Bulgaristan Türklerinin ülke genelindeki seçimlerde gösterdiği başarı hükümet ortaklığı yolunu açmıştır.

Bulgaristan Türklerinin her türlü sorununa rağmen demokratik araç ve amaçlardan sapma göstermemesi uluslar arası ilişkiler literatürüne “Bulgaristan Modeli” kavramının yerleşmesine zemin hazırlamıştır. Bu durum küresel çapta saygı ve sempati toplamıştır. Hâlihazırda Bulgaristan Türkleri koalisyon hükümetinin ortağı konumundadırlar ve Bulgaristan Parlamentosu’nda 35 milletvekili ile temsil olunmaktadır. Bunun yanında, 40’ı aşkın belediye başkanlığı bulunmakta ve çok sayıda farklı makam ve görevdedirler.

Bütün bu olumlu göstergelere karşın nedir bu halen çözülemeyen sorunlar?

• Anayasal Tanımlama: Mevcut Bulgaristan Anayasası’nın 36/2. maddesinde Türk azınlık yerine “Anadili Bulgarca Olmayan Vatandaşlar” ifadesi bulunmaktadır.

• Türkçe Eğitim: Türkçe’nin 1999 yılında kabul edilen bir kanunla halen mecburi seçmeli ders statüsünde haftada 4 saat olduğu görülmektedir. Türkçe’nin Türk azınlık için zorunlu ders olması şarttır.


• Türkçe Yayın: Türkçe basın ve yayın faaliyetlerinin son derece geri kaldığı görülmektedir. Hâlihazırdaki gazete ve dergiler ise çeşitli ideolojik ve politik çıkar odak ve gruplarının güdümündedir. Bunun yanında Bulgar Devleti’nin yayın organları tarafından gerçekleştirilen Türkçe TV ve radyo program yayınlarının son derece yetersiz kaldığı gözlemlenmektedir.
• Ekonomik Sorunlar: Özellikle Türk nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde yatırımların yapılmaması, azınlık mensupları arasındaki işsizlik oranının yaygınlaşması ve bunlara çözüm olabilecek girişimlerin enlenmek istenmesi bu kapsamda verilebilecek olan örneklerdir.

• Makamsal Sorunlar: Türk azınlık gerek yerelde gerek genel siyasette temsil açısından sıkıntı yaşamasa da kamu personeli olma hususunda birçok engelle karşılaşmaktadır. Özellikle ordu kategorisinde Türklere fırsat tanınmadığı ve yeterince temsil edilemedikleri görülmektedir.


• Dini Sorunlar: Osmanlı döneminden kalma vakıflar sorunu günümüzde halen mevcuttur. Öte yandan, Türkçe öğretmen konusundaki yetersizlik, Müslüman din adamı konusunda da kendisini göstermektedir.


SONUÇ

Bulgaristan Türkleri, Bulgaristan’ın bir parçası olmadan önce, Anadolu Türklüğü’nün ve Türk Dünyasının doğal bir uzantısıdır.