|
|
Ekonomi en önemlisi olsa da; sigortası güvenlik olduğu için, konuya
Kosova’nın güvenlik durumuyla girmekte yarar var.
Kosova’daki barış ve güvenlik; şu anda 34 ülkeden yaklaşık 17 bin
askeri olan, çok uluslu NATO komutasındaki Kosova Barış Gücü (KFOR)
tarafından sağlanıyor.
KFOR bünyesinde Türk Taburu da Kosova barışına katkısını sunmakta ve
Kosovalılara sosyal faaliyetleriyle destek olmakta.
Kosova’nın nihai statüsüyle ilgili Başmüzakereci Marti Ahtisaari’nin
çözüm planında yer alan Kosova Barış Gücü (KFOR) komutasındaki çok
etnikli 2 bin 500 asil ve 800 yedek üyeden oluşan Kosova Güvenlik
Güçleri (KGG) 21 Ocak 2009’da göreve başladı. Böylece, 1999 yılında
silahları teslim eden Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) mensuplarından
oluşturulan Kosova Muhafız Birliği’nin (KMB) 9 yıl süren görevi
tamamlanmış oldu.
Kosovalılar, KGG’ye geleceğin ordusu gözüyle bakarken, uluslararası
topluluk bu oluşuma doğal afetlerde müdahale edecek bir güç gözüyle
bakıyor.
NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, Kosova’nın bağımsızlığın
ilanından (17 Şubat 2008) sonra Kosova’ya yaptığı ilk ziyaretinde;
Kosova’nın ordusunun olmayacağını, NATO güçlerinin güvenliği
sağlamaya devam edeceğini bildirmişti.
BAĞIMSIZ KOSOVA’NIN, ULUSLARARASI MİSYONLARLA İŞBİRLİĞİ
Kosova Cumhuriyeti kurumları bundan böyle de uluslararası
misyonlarla işbirliğine devam edeceklerini ifade ediyorlar.
Kosova’da yaklaşık dört ay kadar görev süresi uzatılan BM Geçici
Misyonu (UNMİK), Kosova’ya yargı, güvenlik ve gümrük konularında
destek amaçlı AB Kosova Misyonu-EULEX ile NATO arasında yeni dönemde
işbirliğinin öneminin altı ayrıca çiziliyor.
Bu arada bağımsız Kosova’da UNMİK ve 9 Ocak’ta resmen göreve
başlayan EULEX’in yetkileri konusunda belirsizlik devam etse de, her
geçen gün EULEX Misyonu’nda çalışacak görevliler Kosova’ya
ulaşmakta. EULEX Sözcüsü Christina Herodes, şu ana kadar, EULEX
Misyonu’nda göreve başlayan yabancı sayısının bine yakın olduğunu
belirtiyor.
Bu arada EULEX Şefi Peter Feight, Kosova kurumlarının liderleriyle
özellikle yargı, güvenlik ve gümrük konularında işbirliği olanakları
ve destek üzerinde görüşmelerini sürdürüyor.
NATO komutasındaki KFOR gibi, UNMİK’in de BM Güvenlik Konseyi’nin
1999 yılından 1244 Sayılı Kararı’na uyumlu olarak Kosova’daki
görevine devam edeceğini belirtilirken, Kosova’nın bağımsızlığını
kabullenmeyen Sırbistan’ın yanında yer alan BM GK daimi üyesi Rusya
Federasyonu, 1244 sayılı BMGK Kararı değişmeden, AB Misyonu’nun
göreve başlamasının doğru olmayacağına sürekli dikkat çekiyor.
Sırbistan, Kosova’nın bağımsızlığını uluslararası mahkemeye taşıdı.
Kosova liderleri, ne mahkemeye ne de çıkacak karara önem
vermedikleri izlenimini sunmaya çalışıyorlar.
UNMİK’in görevini yaptığını ve uzaklaşması gerektiğini düşünen
Kosova kurumları, BM Genel Sekreteri Ban Kimoon’un, UNMİK’in görev
süresini uzatmasına da sevinmediler.
UNMİK’in yeni Başkanı İtalyan diplomat Lamberto Zannieri, BMGK 1244
Sayılı Kararı’na uyumlu görevini yapmayı sürdürüyor.
Kosova’nın kuzey kesimi konusunda Belgrad yönetimiyle geçenlerde
masaya oturan UNMİK Şefi Zannieri, Kosova liderlerince eleştirilerek
Sırbistan’la her türlü statü görüşmesini reddedeceklerini
kendilerine açıkça ilettiler, “Kosova’nın kurumları dışında alınacak
kararlar Kosova sınırları içinde geçersizdir” dediler.
YÜRÜRLÜKTEKİ ANAYASA VE KOSOVA’NIN KUZEY KESİMİNDEKİ SIRPLAR
Anayasa’nın yürürlüğe girdiği günde Kosova Cumhuriyeti’nin en üst
düzeydeki yetkilileri, Kosova’nın bağımsız ve egemen olduğunu,
kurumların Kosova’nın her köşesine hizmet götürdüklerini ve
Sırpların paralel kurumlarına son verildiğini açıkladılar.
Sonrasında Kosova’nın kuzey kesiminde Sırbistan bayrağı dalgalanmaya
devam ediyor. Önceleri kurulan Sırp Belediyeler Birliği, Kuzey
Kosova Meclisi’ne dönüştürüldü.
Kosova liderleri kurulan “Sırp Parlamentosu”nun kanun dışı bir
hareket olduğuna dikkat çekseler de, kriz sırasında kaçmak zorunda
kalan Arnavut, Türk ve Boşnaklar Mitroviça’nın kuzey kesimindeki
evlerine hala dönemiyorlar. Mitroviça’nın ortasından geçen İbre
Nehri boyunca Arnavut, Türk ve Boşnakların evleri Sırbistan
hükümetinin desteğiyle satın alınmaya devam ediliyor.
Öte yandan Kosova’nın diğer bölümlerinde yaşayan Sırpların çoğu,
Kosova kurumlarını boykot etmeyi sürdürüyorlar.
BAĞIMSIZLIĞIN TANINMASI ÇABALARI
Öte yandan, 17 Şubat 2008’de bağımsızlığını ilan eden Kosova
Cumhuriyeti’nin; (en güçlü ülkelerin tanımasına rağmen) BM üyesi
olabilmesi için en az 97 ülkenin tanıması gerekiyor.
Bugüne kadar Kosova’yı ancak 54 ülkenin tanımış olması nedeniyle,
Kosova’nın bağımsızlığını ilk tanıyan ve en büyük desteği veren
ülkeler arasında yer alan ABD yönetimi, Kosova hükümetini bu yönde
yetersiz kalmakla eleştiriyor.
Oysa Kosova Başbakanı Haşim Taçi, bağımsızlığın ilanından hemen
sonra Kosova’yı çok kısa bir süre içinde 100 kadar ülkenin
tanıyacağını söylemişti.
Kosova’nın özellikle İslam ülkeleri tarafından tanınması için
yeterli çaba harcamadığı gerekçesiyle, Kosova Dışişleri Bakanı
Skender Hüseni eleştiriliyor.
Kosova Cumhurbaşkanı Fatmir Seydiu ile Başbakan Haşim Taçi ve diğer
üst düzey yetkililer, Kosova’da temaslarda bulunan Türkiye
yetkililerinden ve son olarak Dışişleri Ali Babacan’dan İslam
ülkelerindeki nüfusunu kullanarak Kosova’yı tanımaları sürecinde
Türkiye’den destek istediler.
Fakat bu arada Kosovalıların Filistin’deki İsrail saldırıları
karşısında sessiz kalması dikkat çekti. Bu konuda Kosova’da sesini
yükseltenler Türk gazeteci, yazar ve sanatçılar oldu.
KATEDRAL VE KİLİSE ARASINA SIKIŞAN ÜNİVERSİTE
Kosova Başkanı İbrahim Rugova’nın hayattayken Priştine Üniversitesi
karşısında 2005 yılında temelini attığı 8 milyon Avroluk Katolik
Katedrali’nin, yıkılan ortaokul binası temelleri üzerindeki inşaatı,
hızla devam ediyor.
Öte yandan Miloşeviç döneminde, Priştine Üniversitesi’nin bahçesinde
karayapı inşaatı tamamlanan Ortodoks Kilisesi’nin kubbesindeki altın
kaplama haçın yansıması, başkent Priştine’nin her yanında
hissediliyor.
Yüzde 99’u Müslüman olan Priştine Üniversitesi öğrencileri,
Hıristiyanlığın Katolik ve Ortodoks mezheplerinin dev mabetleri
arasına sıkışmış halde, her gün sessiz sessiz derslerine gidip
geliyorlar.
Öğrencilerden bir grup geçen gün Cumhurbaşkanı’na yazdıkları açık
mektupta, Anayasa ile Kosova halkının birliğini korumakla yükümlü
olan Cumhurbaşkanının makamında Katolik Kilisesi ruhani liderlerinin
fotoğraflarını tutmasını eleştirdiler.
Bunun üzerine, Kosova Cumhurbaşkanı Seydiu, eski Kosova Başkanı
İbrahim Rugova’nın Papa II Joan Paul ile birlikte boy fotoğrafı ve
Papa tarafından kutsanan Rahibe Tereza’nın portresini makamından
çıkardı.
GENÇ KOSOVA VE EKONOMİ
İki milyonun üzerinde bir nüfusa sahip Kosova’da, işsizlik oranı
yüzde 50 civarında. Nüfusun yüzde 50’si 25 yaşın altında olan
Kosova’da genelde devlet üniversitesine yazılma şansı olmadığı için
özel üniversitelerde okuyan yaklaşık öğrencilerin, Eğitim
Bakanlığı’nın çalışma izni vermemesi nedeniyle açıkta kalması ciddi
bir sorunu teşkil ediyor.
Bu çaresizlikler içinde kalan gençler, dünyanın farklı yerlerine
gidebilmek için fırsat kolluyorlar.
Kosova’da gerçekleştirilen özelleştirme ne yazık ki beklenen sonucu
vermiyor. Kamu şirketleri ve arazileri çok ucuza el değiştirirken,
istihdamda bir kıpırdama görülmüyor. Özelleştirilen şirketler
arasında bir tek lastik fabrikasını satın alan Türk şirketi
“Özerler”in hem çalıştırdığı işçi hem de üretimiyle başarılı olduğu
göze çarpıyor.
Kosova’nın yeraltı madenleri zenginliğine dikkat çekilse de
istihdamı arttıracak somut yatırımlar şimdilik yok.
Son yıllarda ekonomik rakamlar Kosova’nın yüzde 5 oranında
büyüdüğünü gösterse de yeni kurulan bir devlet için yeterli
sayılmıyor.
Ekonomisi dış alıma dayanan Kosova’nın dış satımı yok denecek kadar
az.
Kosova ekonomisine destek amacıyla geçen hafta Dışişleri Bakanı
Babacan’ın yaklaşık 100 iş adamıyla birlikte gerçekleştirdiği Kosova
ziyareti son derece olumlu olarak değerlendirildi.
Kosovalı işadamları, ekonomin canlanması için bunu önemli fırsat
olarak gördü.
Bu ziyaret çerçevesinde, Türkiye ve Kosova arasında vizelerin
kaldırılmasına ilişkin anlaşmanın imzalanmasının yanı sıra, ekonomik
işbirliği protokolünün imzalanmış olması iki ülke arasında tarihten
gelen iyi ilişkilere yeni bir boyut kazandırdı.
KOSOVA’DA TÜRKLERİN DURUMU
Kosova’da yaşayan yaklaşık 50 bin Türk’ün başta ekonomik ve eğitim
olmak üzere, belirli alanlardaki sorunları sürüyor.
Türkçe eğitimde ders kitap ve gereçleri sıkıntısı ne yazık ki devam
ediyor. Anayasa ile Türkçe eğitim güvencesi olsa da yönetim çözüm
konusunda her öğretim yılında sınıfta kalıyor. Şu anda Türkçe
öğretim ancak gerekli ders kitaplarının yüzde 30’una sahiptir.
Türk anne ve babalar, çocuklarını Türkçe okutma konusundaki
ısrarlarının son yıllarda azaldığı izleniyor. Örnek, bu yıl Türkçe
okula kaydını yaptıran öğrenci sayısında ciddi anlamda azalma
görülüyor. Başkent Priştine’de ilk defa ilköğretimin birinci
sınıfına yazılan öğrenci sayısı tek haneye düştü.
2007 yılında sadece Prizren’de Türkçe’ye resmiyet hakkı tanıyan
“Resmi Diller Yasası” Türk toplumunun tepkisine yol açtı.
Kosova Parlamentosu’nda Kosova Demokratik Türk Partisi(KDTP) kökenli
üç ve yeni Kosova İttifakı (AKR) kökenli bir olmak üzere toplam 4
milletvekilinin bulunmasına karşın, Türkçe’nin eskisi gibi Türklerin
yaşadıkları diğer belediyelerde de - Priştine, Gilan, Mitroviça ve
Vıçıtırın’da resmiyeti korunamadı. Böylece, Türklerin Türkçe’nin de
yer alacağı Kosova Cumhuriyeti belgeleri alma imkânı ortadan kalkmış
oldu. Oysa Kosova Anayasası ve diller yasası tek bir Sırp’ın
yaşamadığı yerlerde bile Sırpçanın Arnavutçayla birlikte resmi
kullanımını öngörüyor.
Öte yandan, Prizren’de Türkçe, yasayla resmi olsa da uygulamada yok.
Geçenlerde, Kosova’daki en başarılı Türk folklor derneklerinden olan
“Filizler”, Belediye tarafından en başarılı ilan edildiği ödül
töreninde sözlü veya yazılı tek bir kelime Türkçe’nin olmamasına
sert bir şekilde tepki göstermişti.
Kosova’da Türkçe’nin resmiyeti konusundaki bu gerileme, anadilin
öneminin bilincinde olan Türk toplumunda gelecek kuşkusu yarattığı
gözlenmekte.
|