|
|
Yıl 1989 - ABD'ye gideli daha 14 ay olmuş.
Washington DC 'de Beyaz Saray önünde ve NewYork'ta Birleşmiş
Milletler binası önünde Bulgaristan^da yaşanan mezalim protesto
yürüyüşleri ve toplantıları ile dünya'ya duyurulmaya çalışılıyor.
Hepsinde bilfiil en ön saftayız.
Henüz daha 89 göçü başlamamış.
Washington DC'ye State Department'a Mayıs ayında yapılan bir
ziyaretimizde yanımızda Ahmet Sandıkçıoğlu Balkan Türkleri Amerikan
Birliği sözcüsü,, zamanın Balkan Türkleri Amerikan Birliği Başkanı
İbrahim Tuna (sanırım şu an kendisi Bursa'da bir derneğin de başkanı
veya eski başkanı), Başkan Yardımcısı Fikri Özcan, İbrahim Kalender
(rahmetli dayım, Bulgaristan Türklerinin meselelerinin duyurulmasına
son derece maddi ve manevi katkı sağlamıştı), Nurettin Demircan,
Suzan Demircan, Hamdi Merttürk ve naçizane o zaman 25 yaşındaki
grubun en genci bendeniz.
Yol boyunca sohbetlerimizde heyet Başkanı Ahmet Sandıkçıoğlu'na
Türkiye'de meşaleyi taşıyan kişi olarak 84 yılından beridir ismen
bildiğim Mümin Gençoğlu ve İstanbul’daki Balkan Türkleri Dernek
Başkanı Mehmet Çavuş'un ismini vermiştim. Ahmet Bey, 84-88 arasında
neler olduğunu, Türkiye'de ne gibi örgütlenmelerin yapıldığının
bildiğini, Mümin Gençoğlu ile ilgili Washington Büyükelçisi Şükrü
Elekdağ'dan bilgi aldığını belirtti. Çok önemli bir şahsiyet ve
bilgi kaynağı olduğunu, T.C 'ninde zaten Mümin beyin liderliğinde
örgütlenmeyi tasvip ettiğini bildiğini söyledi.
State Department'ta bizi Dışişleri Bakanı Yardımcısı Richard
Schifter karşıladı kendi heyetiyle beraber sözcü Ahmet
Sandıkçıoğlu'nun konuyla ilgili sunumlarını dinledi. Konunun ABD'de
vatandaş olan Bulgaristan kökenliler tarafından takip edileceğini ve
aynı zamanda Mümin Gençoğlu ve Mehmet Çavuş tarafından Türkiye'de
kurulan dernekler tarafından da çok sıkı bir şekilde saat saat takip
edildiğini söyledi. Dışişleri bakanlığı 2. yardımcısı Mümin Gençoğlu
ve Mehmet Çavuş ile tanışmadığını ancak zamanın ABD Ankara
Büyükelçisi tarafından bu kişilerin meselenin takibiyeti konusundaki
hassasiyetini bildiğini söyledi. Mümin ve Mehmet beye iletilmek
üzere State Department tarafından hazırlanmış Balkanlarla ilgili
insan hakları ihlallerini belgeleyen kitapları bana teslim ettiler.
Kitapları bizzat teslim edeceğimi söyleyince Richard Schifter ''
Even I have not met him yet, please say my hello to Mr Mumin, I will
be coming to Turkey soon I will definetely see him in person.”
‘Henüz tanışmamamıza rağmen, Mümin beye lütfen selamlarımı söyleyin
Yakında Türkiye'ye geldiğimde kendisiyle kesinlikle tanışacağım'
dedi.
Bir ay sonra Türkiye'ye döndüğümde sanırım Haziran sonu idi. Mümin
bey'den randevumuzu aldık ve rahmetli dayım İbrahim Kalender ile
emanetimizi teslim etmek üzere Bursa'nın yolunu tuttuk. Mümin bey
bizleri işyerinde ofisinin kapısında karşıladı ve yoğun iş
mesaisinden gönül mesaisine ait bir kaç saatini bize ayırdı.
Türkiye'de neler yaptıklarını, bizlerin yurtdışında neler
yapabildiğimizi görüştük.Keyifli ve faydalı bir sohbet olmuştu.
sadece kendisiyle tanışmakla kalmadık Türkiye'de meselenin halli ile
ilgili yaşanan güçlüklerin neler olduğunu da öğrendik. Ahmet
Sandıkçıoğlu özellikle Mümin bey'den alabileceğimiz her türlü
bilgiyi kullanabileceğimiz konusunda beni tembihlemişti. Mümin bey
bizlerden Türkiye'de yapılamayan ancak ABD’de de yapılacak olanları
da, beklentileri de bizlerle paylaşmıştı.
O tarihler de göç dalgası da başlamıştı. Göç'le beraber bir sürü
sorunun ortaya çıktığını Bursa İstanbul Ankara arasında mekik
dokuduğundan bahsetti. Telefonları hiç susmadı, her derdi olan
Bursa'da Mümin bey'den yardım bekliyordu.
Kitapları kendisine teslim ettik ve Richard Schifter'in kendisiyle
ilgili selamını ilettik. O heybetli insanla o gün ilk ve son
karşılaşmam oldu.
Bu vesile ile kendilerini her zaman saygı ve hürmet beslediğim
rahmetli Mümin Gençoğlu ve dayım İbrahim Kalender'i bir kez daha
anıyorum Gönüllerini herkese kucak açacak kadar geniş tutabilen,
vatan, bayrak, millet sevdalısı insanlarmış. Mekânları cennet olsun.
Bulgaristan Türklerinin problemlerini çözme de bir Mümin bey ve
İbrahim Kalender kadar olmasa da, olayların duyurulması ve ABD
tarafından Bulgar hükümetine baskı yapılmasını sağlayan Ahmet
Sandıkçıoğlu'nuda bu satırlarımla anmak istiyorum. Zamanın ABD
Büyükelçisi Şükrü Elekdağ ve Newyork Başkonsolosu Murat Sungar ile
son derece uyumlu işbirliği sayesinde doğru insanlarla nelerin
yapılabildiğini görme şansına sahip oldum.
Bilmiyorum Sandıkçıoğlu ve Gençoğlu birbirlerini tanıdılar mı, ama
tanışmamış olsalar bile meseleye mesai harcamış iki gönül insanıyla
tanışmış olmak benim içinde büyük bir kazanç oldu.
Sandıkçıoğlu ile Amerika'da kaldığım yıllarda her zaman beraber
çalıştım. Çok önemli şeyler öğrendim. Lobiciliğin önemini, nasıl
yapılması gerektiğini, neyin nasıl anlatılması gerektiğini hep
Sandıkçıoğlu öğretti.
Üstad diyebileceğim bir kaç insan var ise; Şükrü Elekdağ, Ahmet
Sandıkçıoğlu ve bir kaç saatlik tanışmama rağmen Mümin Gençoğlu
gönlümün her zaman bir köşesindeler...
|