Dergimiz ile ilgili her konuda mesajlarınızı balkanlardaturkkulturu@yahoo.com adresimize çekinmeden iletebilirsiniz.
Bu dergi sizin öneri ve desteklerinizle yaşamını sürdürecektir.
Bu dergi sizin için var; bu dergi Balkanlar'da Türk Kültürünü yaşatmak için var.

 

ŞERİF HALİL PAŞA KÜLLİYESİ - Öğr.Gör.Dr. Neval KONUK

 



Bulgaristan’ın Şumnu (Şumen), şehir merkezinde, önceleri Çömlekçiler Mahallesi olarak bilinen semtte bulunur. Halk arasında Tombul Cami olarak bilinen Şerif Halil Paşa Camii; cami, medrese, kütüphane ve mektepten oluşan bir külliyedir. Cami, kapısının üzerindeki mermer kitabesinden ve vakfiyesinden anlaşıldığına göre; hicrî 1157/milâdî 1744-45 tarihinde Şerif Halil Paşa tarafından inşa edilmiştir. Vakfiyesinde, ilk yapılışı atası olan Dedesi Şaban Bey merhum tarafından Şumnu Kasabası’nda yapılan cami yerine yeniden inşa ettirildiği yazılıdır.
Bununla birlikte, caminin yapılışı ile ilgili çeşitli görüşlerde mevcuttur. Feliks Kanitz bir yazısında “orada yaşayan Bulgarlara göre “Tombul Cami” cami olmadan önce Hıristiyanların bir kilisesi ve tapınağı imiş” diye belirtmiştir. Ancak, Kanitz camiyi görmemiştir. Andrey Zehirev’de 1878 yılında Çek dergisi “Slavya”da yazdığı bir makalede Tombul Caminin önceleri Bizans sitilinde bir Hıristiyan Kilisesi olduğunu belirtmektedir. Mihaila Staynova’ya göre külliyenin tertip şeması yerli Hıristiyan mimarisinin bir örneğidir. Margarita Harbova’da bu yönde görüş bildirerek, caminin kilise temelleri üzerinde oturduğunu ve bunun kanıtının da dehlizde bulunan üç kolon olduğunu ileri sürmektedir.
Bu sorunlara ışık tutan en önemli belge, Şerif Halil Paşa’nın Vakıfnamesi’dir. Vakfiye 21 Rebiu’l-evvel 1157’de tanzim edilmiştir. Vakfiyede Şerif Halil Paşa’nın dedesi Şaban Bey’in inşa ettirdiği caminin tanzim ve teşkil ile medresenin ihyâ edildiği ve kütüphanenin yenilendiği belirtilmektedir. Vakfiyesine dayanarak, M.Harbova ve M.Staynova’nın “Külliye, Hıristiyan kilisesi temelleri üzerine kurulmuştur” ifadelerinin doğru olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Kompozisyon detayları da temellerde tek bir binanın değil, bir külliyenin temellerini göstermektedir.
Şerif Halil Paşa, Şumnulu’dur. Kendiside hattat olduğundan caminin bitişiğinde tesis ettiği medresesinde hüsnü hat öğretilmesini vakfiyesinde şart koşmuştur.
Rusçuk, Eski Cuma ve Niğbolu’daki yapıların kitabelerini yazan birçok tanınmış hattat buradaki Şerif Halil Paşa’nın medresesinde eğitim görmüştür. Kütüphanesinde din, tıp, matematik, Arap ve Fars dilleri ile coğrafya konularında beşbin kitabın bulunduğu söylenir. Coğrafya kitapları arasında bugün Sofya Milli Kütüphane’de bulunan 963 (1555-1556) yılında Kahire’de yazılmış ve içinde yetmiş harita bulunan İdrisî’nin 12.y.y.’da yazdığı coğrafyasının güzel bir kopyası vardır.
Külliye, Balkanlarda Klâsik Osmanlı Mimarîsi özelliklerini en güzel şekilde yansıtan örneklerden biridir. Mektep cephesinden daha öne çıkan cami ve medrese avlusuna giriş iki ayrı kapıdan sağlanmaktadır. Cami avlusuna giriş yedi basamaklı bir merdiven ve taç kapı ile yapılırken, medrese girişi daha sağdan ve hemzemin tek kanatlı ahşap bir kapı ile sağlanmaktadır. Caminin batı duvarı hizasında dokuz hücreli revaklı avlulu bir medrese yapısı bulunmaktadır. Revaklı avlunun ortasında şadırvan yerleştirilmiştir. Medresenin kuzeyinde iki katlı bir kütüphane binası yer alır. Yapı, sol tarafı daha fazla olmak üzere, avlu duvarından sokak yönünde çıkma yapmaktadır. Çıkmayı taş kemerler desteklemektedir. Binanın üst katı kütüphane, alt katı Nüvvâb Medresesi olarak kullanılmıştır. Caminin güneyinde hazire, doğu duvarı hizasında da imaret ve müftülük idarî yapıları bulunmaktadır.
Külliyede bulunan yapılar, düzgün kesme taştan inşa edilmiştir. Medrese kemerlerindeki aynaların araları üçer sıra tuğla ve kesme taştan yapılmıştır. Şadırvan kemerleri, kırmızı-beyaz taştır. Medrese duvarları ise, dıştan tuğla ve taştır.
Caminin taştan yapılmış kubbeye geçişi sağlayan sekizgen gövdesinin güney, güneydoğu yönünde iki ve güneydoğu yönündeki destek kubbesinde bir kuş evi vardır. İki katlı kütüphanenin avluya bakan güney cephesi ile doğu cephesinde üç kuş evi ve kuzey cephesinde ise dokuz adet kuş evi yer almaktadır. Caminin yanındaki avlu çevresini kuşatan medresenin de dış yüzeyinde kuş evleri kalıntıları gözlemlenmektedir.
Cami 15x15m.ölçülerinde kare planlı olup, üzeri 14m. çaplı tek bir kubbe ile örtülüdür. Caminin, en alttaki kare kütlesinin boş kalan her bir köşesine, dört büyük payanda kulesi yapılmıştır. Sekizgen köşenin kütlelerinde de aynı kulelerin daha inceleri aynı yükseklikte tekrar uygulanmıştır. Bu sekiz payanda kulesinin aralarında ve arkalarında plasterler yapılmıştır. Kubbe çevresinde statik amaçlarla yapılmış hissi veren bu kubbeli payanda kulelerinin içleri boştur. Birçok mimari eserde uygulanan bu mimari motifler görsel amaçlarla tasarlanmış ve kubbenin alışılmış yalınlığını dinamik profile dönüştürmüştür. Kubbeye geçişler dilimli tromptur. Caminin kuzeyinde dört sütuna oturan beş kubbeli bir son cemaat yeri vardır. Minare, caminin batı cephesine bitişik olarak yükselmektedir. Tek şerefeli olan minare, 40m.yüksekliğindedir.
Mihrap nişi duvar kalınlığını aşmayacak derinlikte basit bir niş olup, üst kısmı altı sıra mukarnaslıdır. Mihrabın üst köşelerine iki adet kabartma çerçeveli Kabe tasviri resmedilmiştir. Minberi ve mahfili ahşaptandır.
Camide; yazı, bitkisel ve geometrik süslemelere yer verilmiştir. Bu süslemeler pencere üstlerindeki kemerlerde, pencere çevrelerinde ve kubbe içlerinde kalemişi şeklinde yapıldığı gibi, mermer yüzeye kabartma biçiminde de yapılmıştır.
Caminin iç dekorasyonunda kullanılan barok motifler Lâle Devri özelliklerini yansıtır. Dönemine uygun olarak süslemelerde bitkisel motifler yer almaktadır. Natüralist üslupta çiçek, kıvrık dal, yaprak, stilize palmet ve rûmîlerden oluşan düzenlemelerde, kırmızı, mavi, lacivert, kiremit kırmızısı, kahverengi, açık yeşil, turuncu, sarı, kobalt mavi renkler kullanılmıştır. Başlatılan restorasyon çalışmaları sonucu, zamanla yapılan boya ve badanalarla kapatılan mahfil altındaki ahşap tavanda ve minberin aynalıklarındaki bezemeler ortaya çıkartılmıştır.
Cami, 1970’li yıllardan itibaren onarım hâlindedir. O yıllarda, ücret karşılığında bir müze olarak gezilebiliyor; ancak kimse ayakkabılarını çıkartamıyordu. Diğer yandan cami; ilke olarak ibadete açıktı; ancak cumaları hariç pek namaz kılınmıyordu. 1980’li yıllarda Bulgaristan’da Türklere uygulanan baskıdan külliyede kısmen zarar görür ve burada cereyan eden olaylara tanıklık eder. 1986 yılının Ekim ayında yapılan resmî bir gezi sırasında müezzin Mehmet Efendi, Müsteşarımız Tahsin Burcuoğlu’na Bulgarların taş atarak geceleri camları kırdıklarını söyler. 16 Ekim 1987 tarihinde Tombul Camii’nde, Cuma namazı kıldıktan sonra cemaat, namaza katılan Müsteşar Tahsin Burcuoğlu ve Ataşe Atilla İnanç ile, kendilerini engellemeye çalışan Bulgar sivil polisleriyle itişip kakışarak, onları aştıktan sonra konuşurlar.
XVII.y.y.mimari özellikleriyle, eskinin birleşimi şeklindeki külliyede, günümüzde tarihî özelliklerine sadık kalınarak, dönemin yapı teknikleri ve malzemesi kullanılarak başarılı bir restorasyon gerçekleştirilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:
Ekrem Hakkı Ayverdi, Avrupa’da Osmanlı Mimari Eserleri, Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, c.IV, İstanbul, 2000, s.111-112; Osman Keskioğlu, Bulgaristan’da Müslümanlar ve İslâm Eserleri, Hilal Yay., 1985, s.75-78, 85-91; Osman Keskioğlu, “Bulgaristan’da Bazı Türk Vakıfları ve Abideleri”, Vakıflar Dergisi, S.VII, İstanbul, 1968, s.129-138; Osman Keskioğlu, “Şumnu’lu Şerif Halil Paşa Vakfiyesi”, Vakıflar Dergisi, S.XIX, İstanbul, 1985, s.25-30; Ömer E.Lütem, Türk-Bulgar İlişkileri 1983-1989, cilt II 1986-1987, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yay., Ankara, 2006, s.251, 294; H.Örcün Barışta, “Osmanlı İmparatorluğu Balkanları’ndan Bazı Kuş Evleri”, Balkanlar’da Kültürel Etkileşim ve Türk Mimarisi Uluslar arası Sempozyumu Bildirileri, (17-19 Mayıs 2000,Şumnu-Bulgaristan), c.I, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yay., Ankara, 2001, s.108; Machiel Kiel, Bulgaristan’da Osmanlı Dönemi Kentsel Gelişimi ve Mimari Anıtları,(Türkçe Tercüme: İlknur Kolay), T.C.Kültür Bakanlığı Yay., Ankara, 2000, s.112-114; Hakkı Abdullah Meçik, Şumnu “Bulgaristan Türklerinin Kültür Hayatı”, İzmir, 1977; Nurcihan Kahraman, Şumnu’da Şerif Halil Paşa Camisi(Tombul Cami), Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Sanatı Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2005; Sadi Bayram, “Bulgaristan’da Bulunan Osmanlı Vakıfları’ndan Bir Demet”, Balkanlar’da Kültürel Etkileşim ve Türk Mimarisi Uluslar arası Sempozyumu Bildirileri, (17-19 Mayıs 2000,Şumnu-Bulgaristan), c.I, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yay., Ankara, 2001, s.128; Orlın Sıbev, Şumnu’daki Şerif Halil Paşa(Tombul) Camisi: Batı-Doğu Diyalogunun İzleri, İstanbul, 2002, s.612-617; Türk Ansiklopedisi, “Şerif Halil Paşa”, c.30, Milli Eğitim Basımevi, Ankara, 1970, s.262.